19 Ocak 2019 Cumartesi

Tekerlek Pozunun Mitolojik Hikayesi


Uzay boşluğu, cennet ve dünyayı düzenlediği bilinen evrenin büyük mimarı Vishwakarman’ın Sanjana isimli, yüzü 10 binlerce ayın aydınlığına sahip  olan çok güzel bir kızı vardır. Sanjana, Güneş tanrısı Surya’ya aşık olmuştur. Surya’nın aydınlığı o kadar fazladır ki  Sanjana’nın Suryanın yanına gidemiyordur. Sanjana babasından bu konuda yardım ister. Vishwakarman Surya’nın ışınlarını Sanjananın yanına rahatça gidebileceği şekilde keser. Güneşin ışınları dünyaya gelince bunu toplar ve
büyük çakra veya dönen disk içine alır. Bu yaptığı plan çok iyi çalışır. Surya  ve Sanjana bir araya  gelir ve birbirlerini çok severler. Sanjana ve Surya’nın aşkı için oluşturulan bu çakra aynı zamanda Vishnu’nun evreni koruma için kullandığı heybetli bir silah olur. Vihnu çarkı bir parmağı ile döndürerek Güneş sisteminde göksel cisimlerin yörüngelerin dönüşündeki kontrolünü gösterir. Bu çarkların dönüşleri bedenimizdeki 7 çakranın enerjisel dönüşlerine de denk gelir.

Urdhva Mukha Dhanurasana - Chakrasana – Wheel Pose – Tekerlek pozu


Bu poz çok derin bir arkaya eğilme.  Eller ayak bileklerini tutarsa, beden teker, çember şeklini alır.  Bu çember, omurganın başladığı yerden başın tepsine kadar  devam eden enerji devresinin tamamlandığını gösterir. Bu poz benim için hala hiç de kolay değil. Oysa orta okula giderken istediğim zaman anında ısınmadan dahi kalkabiliyordum. Halen çalışmalarım eski açıklığa gelebilmek yönünde J. Bu pozun mitolojik hikayesi çok hoş bir hikaye.ve bir sonraki yazımda onu da paylaşacağım.
Günlük hayatta genel olarak öne doğru eğilme eğilimimiz vardır. Özellikle bu arkaya eğilmemeler masa başında sürekli oturan kişiler için başta zorlayıcı olsa da zamanla ayak bileklerinden başlayıp omuzlara kadar gövdenin tüm önünü esnedikçe ve sırt kasları güçlendikçe bu poza girmek ve pozda uzun süre kalmak kolaylaşacaktır.
Bu pozun yapmaya zorlamak yerine hazırlayıcı pozlar ile beden bu poza hazırlanmalıdır. Bu pozu rahatlıkla yapabilmek için bedenin önü açılmalı, yani üst bacakların önü, karın ve kalça önünü açmak, omuzları ve göğüslerin önünü esnetilmeli, gövdenin arkası özellikle sırt kaslarını güçlendirmeli ve  uyandırmalıdır. Tabi bacak ve kol kası kuvveti de gerektirir. Bu poza girmek zamanla kolaylaştıkça pozda beklediğin her nefesin etkisini bedende hissedersin. Poza girdikten sonra  ellerin ve ayakların yere iyice köklenmesiyle göğüs ve diyaframın açılması, nefesin artışıyla kişi  kendisini daha enerjik ve güçlü hisseder. Genelde geri eğilme pozları  biraz da sınırlarımızı zorladığımız ve köklenmenin verdiği destek ile bilinmezliğe doğru farklı bir biçimde duruş yaptığımız pozlar haline gelir. Bu poz ile ilgili dikkat edilmesi gereken bazı püf noktaları resimde gösterdim.

Padmasana – Lotus Pose – Lotus Pozu


Bu poz güçlü bir yogiyi ve yaratıcılığı simgeleyen meditasyon oturuşu. Yaratıcılığın bir diğer sembolü ise “OM” sembolüdür. Kendi adıma Hindistan’da yoga eğitimi için ilk  gittiğimde sınıfta nerdeyse herkesin rahatlıkla bu duruşta durmaları beni çok şaşırtmıştı. Ben sadece yarım lotusta kalabiliyordum ve tam lotus pozuna girebilmek için yaklaşık 3 yıl çalışarak beklemem gerekti. Eğer kalça eklemleri yeteri kadar açık değil ve bacak kasları yeteri kadar esnek değilse bu poz ilk başta zorlayabilir. Ancak beden zamanla açılıyorsa zamanla bu poz da kolayla uygulanıyor ve daha uzun süre kalınabiliyor. Ancak benim tavsiyem dizinde problemi olan ve kalça eklemi doğası gereği bu poza izin vermeyen kişiler bu pozu yapmak için bedenini zorlamamalıdır.
Lotus çiçeği, çamurun içinde yetişen buna rağmen çiçeğinin ve yapraklarının tüm yüzeyinin tertemiz olan bir çiçektir. Üzerindeki çok minik tüyler ve kaygan yüzey hiç bir şeyin tutunmasına izin vermez ve her şey üzerinden akar geçer. Suyun içinde köklerin tutunmuş olsa da yapraklar ve çiçeği her zaman güneş ışığına doğru açılır. Güneş burada bilgiyi ve evrensel gerçeği temsil ediyor. “Myths of the Asana” kitabında bir yoginin hayatı lotus çiçeğinin hayatına benzetilir. Çünkü bu çamur yani kir “Avidya” denilen bir yoginin hayatın etiketlerine kapılıp ilahi özümüzden kopmasıdır. Bir lotus her zaman çiçek açar ve her şeye rağmen çamur, su gibi koşulların içinde yine de güneşin gerçek ışınlarına büyümeye devam eder. Padmasana pozunda otururken hem köklendiğimizi ve yer yüzüne bağımızı hissederiz hem de bu pozda durdukça bilgiye ve ilahi özümüze doğru bir yolculuğa çıkarız. Padmasana, göğüs kafesinin açık,  omurgamızın doğal kıvrımında doğal ve  dik, nefes alış verişin rahat olduğu bir pozdur. Poz doğası gereği uzun süre meditasyon pozunda kalmamızı sağlar.
Pozun Faydaları: Kalça eklemini, diz eklemini açar, esnetir, bacağın dış kısmı esner, ayak bilek eklemleri açılır, rahatlar. Ruhsal ve fiziksel rahatlama ile dinginlik ve gevşeme sağlar. 

Kutsal Ses “Aum – Om – ॐ” Sembolünün Arkasındaki Mitoloji


Kutsal ses “OM” yaratıcılığında bir sembolüdür. Şafak vaktinden önce Vishnu binlerce kafası olan “Ananta” yılan kanepesinde rahatça dinleniyormuş. Kafaların hepsi Vishu’nun rahatlığı için alan ve yer sağlıyordu. Vishu ve Ananta beraber kozmik imhadan sonra gelecek olası evrene doğru beraber yüzerlermiş. Ne zamanki yaratma döngüsü başlarsa büyük Lotus Vishnu’nun karnında filizlenmeye başlarmış.
Bitki onun önünde büyürmüş ve daha sonra güzel lotus  yaratıcı tanrı olan Brahma’nın dört yüzünü göstermek üzere açılırmış. Her yüz ayrı dört yöne bakarmış. Kuzey, Güney, Doğru ve Batı. Brahma, OM sesinin şu şekilde dile getirdi. “AH” “OOO””MMM” “Silence” teoriye göre OM sesinin dört parçası her şeyin yaşaması gereken süreçlere sahiptir. İlk parçası olan “AH” her şeyin doğuşunu, yaratıldığını; ikinci parçası olan “OOO” ise her şeyin devamlılığını, yaşamını; üçüncü parçası olan “MMM” ise ölümü ve sonu sembolize eder ve bu kosmik üçlü olan Brahman, Vishnu ve Shiva’yı temsil ederler.
Sonuncu kısım olan “Sessizlik” ise OM sesinin bittiği ve bizim dinlediğimiz kısımdır. Bu kısım ile diğer üç parça tamamlanır. Genelde Bu sebeple yoga dersleri OM ile başlar ve OM ile tamamlanır.
Bu yazı “The Myth of Asana” kitabından derlenmiştir.

Kutsal Ses “Aum – Om - ॐ” Hakkında


Dili kullanmadan, çabasız söylenebilen bu 3 harf “A”, “U”, “M” dur, bu sebeple bu ses evrenin ilk sesi olarak nitelenir.
Ben yoga pratiğime ilk başladığımda uzun “Aum” chant edemiyordum ve sesim yetmediği için üzülüyordum zamanla nefesim açıldı ve “Aum” chant etme sürem uzadı. Hala da günden güne değişiyor. Bu beni mutlu ediyor ve nefesimin eskiye göre uzadığını, arttığını; konsantrasyonumun arttığını gösteriyor. “Aum” chant ederken organlarım titreşiyor gibi geliyor, ağzımın içinde başlar ve biter gibiyse de sanki karnımdan başlayan bu hareket tüm hücrelerimde hafif titreşim yaratarak sanki beraber buradayız beraberiz hissini veriyor. İçimi hoş duygular kaplıyor. “Aum” süresi boyunca zihnimde başka hiç bir düşünce olmuyor sadece ses ve titreşim bir de içimde bıraktığı huzur oluyor. Özellikle sonuna geldiğimde “M” titreşimi tam huzurun bedenime girdiği an gibi geliyor ve o kısmı çok seviyorum.
Bu mantranın sınıfta herkes ile beraber chant edilmesi sanki herkesi bir noktada birleştirip çevreye güzel enerji yaydığını ve bu anda birbirimizden şifa aldığımızı hissediyorum. Derslerin “Aum” ile başlayıp “Aum” ile kapatılması ben de dersin tamamlandığı hissi yaratıyor. Yazımı “Aum” diyerek bitiriyorum. “Aummmmmmm” :)) Bu arada bu sesin mitolojideki yeri de aşağıdaki yazıda yer alıyor. 

15 Ocak 2019 Salı

İnsanın 8 Yeteneği - Gurmukh


“Bedenlerimiz iç içe geçmiş karmaşık dünyalar gibidir. Nerede başladıklarını ve sona erdiklerini biliriz, fakat asla anlayamayacağınız kadar engin ve gizemlerle doludurlar.
Kadim çakra sistemi, sadece bedenimizi simgesel düzeyde anlamamızın bir yoludur. Her ne kadar bu enerji düzeylerimize bazı duygu ve özellikler yüklesek de, aralarında sürekli olarak devam eden gizemli etkileşim olduğunu da biliyoruz.
Dünyadaki hiçbir başarı, para ya da bilgi, insanın kendi bedeninde rahat hissetmesi kadar değerli olamaz.”
Çok değerli kundalini yoga eğitmeni Gurmukh’un bu kitabı inanılmaz öğretici bilgilerle dolu. Benim gibi hem kundalini yoga, hem çakralar hem de yaşam içinde hayat hikayelerini dinlemeyi okumayı seviyorsanız bu kitap size göre. Yine yine dönüş yapacağım bir kitap çünkü o kadar omurga esnetme, meditasyon, nefes, mantra bilgileri var ki. Bir anda hemen hayata katmak kolay değil.

Bedeninle, nefesinle kurduğun bağ yaşamla kurduğun bağdır. Bu bağ ne kadar sevgi dolu, açık, şeffaf, yargısız ise o kadar kendi merkezinde, akışta ve dengedesin.
Bu kitap da sana kendinle bağlantında bedeninin ne kadar değerli ve önemli olduğunu anlatıyor. Emeğine sağlık @ Gurmukh108 #İnsanınsekizyeteneği 

#Kitap #kitabımyanımdaolsunyeter #güzelbirkitapdaha 

#kitapsevgisi

1 Ocak 2019 Salı

Bedenin Bilgeliğini Keşfetmek – Ohashi


Bazen bir kitabı bitirince keşke yazarı daha çok tanısam derim ve diğer kitaplarını alırım. Ohashi benim için böyle bir yazar. Kitabında teknik bilgiye girmeden sadece hayata olan yaklaşım şekli bile beni büyüledi ve kesinlikle hayatıma yeni bir ufuk açtı.
Ona teşekkürlerimi şükranlarımı buradan sunarım.
Bedenimiz, bizim ruhumuzun evi, evrensel yolculuğumuzun olmazsa olmazı yani ruhunu bedenden ayırsan da ayırmasan da bedenin sağlıklı, huzurlu, doyumlu olması yaşaman için şart. Bedenimiz ruhumuzun aynası. Yürüyüş şeklimiz, bakışımız, yemek yeme şeklimiz, ayakkabımıza nasıl bastığımız, kıyafetleri nasıl kullandığımız, çöplerimize karşı yaklaşımımız, kokulara karşı duruşumuz, kuyrukta nasıl beklediğimiz, ikinci el ürün satıştaki tavırlarımız aslında her ayrıntıdaki detay bizi anlatıyor. Detaylara önem verirsen insanın bedeni de ayrıntılı tavırları yüzünden kendisi hakkında fazla bilgi veriyor. Ohashi kitabında yüzümüzdeki çizgilerden, bedenimizdeki işaretlerden, ayakkabımızdan bizim sağlık durumumuzun anlaşıldığını söylüyor aslında doğu yaşam bilimi de bunu zaten söylüyor. Ohashi sadece bunların hepsini çok güzel derlemiş ve toplamış.

Bu kitabın genel mesajı bana göre hiç bir şey iyi yada kötü değildir. Hayat karşıt zıtlıkların yaşanmasıdır. Olumsuzluklarımız varsa olumlu yanlarımızda var. O zaman olumlu, güçlü yanlarımızı geliştirip, hayata daha olumlu ve sevgi dolu tavırlarla yaklaşacağız. İşte o zaman yeteneklerimiz ve güçlü yanlarımız ile yaşamı kucaklayabilir ve olumsuz yanlarımızı da kucaklamayı öğrenebiliriz. Böylece sevgi dolu, doyumlu, sağlıklı bir yaşam sürebiliriz.
Kitaptan bazı paylaşımlar 
 Ohashi: “Doğuda her aşırılığın kendi karşıtını doğurduğunu söyleriz. Yoksul biri zengin olma gücüne sahiptir, hasta biri sağlığına kavuşabilir. Sağlıklı biri hastalanabilir. Her sorun kendi içinde fırsat barındırır. Durumunuz ne kadar kötü görünürse görünsün, gelişmek ve mutlu olmak için çok büyük bir fırsatınız hep vardır. Tek yapmanız gereken iyi olanı bulmak ve geliştirmektir. Çözüm böyle bir yaklaşımda yatar. Sizin gerçekliğe karşı takındığınız tutum olumlu değişim esasını oluşturabilir. Mesele ortadadır; evet bir sorununuz vardır. Soru şu: ona nasıl tepki vereceksiniz? Sorunun size fazla geldiğini düşünüp vazgeçecek misiniz yoksa sorunu potansiyel bir fırsat mı göreceksiniz. Konuyu nasıl ele alacağınız ona nasıl baktığınıza bağlıdır. Güç, sizin yaklaşımınızdan kaynaklanır. Yaklaşımınızı değiştirin, sorunu başka bir açıdan değerlendirdiğinizi göreceksiniz.
Sorunlar gelişimin ve başarının anasıdır. Sorunlarınızı kucaklayın, cevabı bulacaksınız.”

#Ohashi #BedeninBilgeliğinikeşfetmek #Kitap #kitabımyanımdaolsunyeter#güzelbirkitapdaha 


11 Aralık 2018 Salı

Çakralar - Anodea Judith



Birşeye kafaya taktım mı takıyorum. Bir süredir dikkatimi çakralara ve mindfulness kavramlarına park ettim. Bu konularda belirlediğim birkaç kitap daha var sonra yeni konuma yol alacağım. Merak ve öğrenme isteği sanırım bilgiye ulaşmak için en gereken iki şey. Evet gelelim bu güzel kitabımıza. Acaba sizin ilginizi çekiyor mu. Mesela çakra ne demek ve bu bilgi pratikte veya çok günlük hayatta işe yarar mı. Açıkçası enerji, ruhsallık, spiritüel bilgiler sizde merak duygunuzu uyandırmıyorsa kesinlikle işinize yaramayacak. Çünkü çakralar zaten hayatın kendisini anlatan içinde tutan en az 7 aşamalı değişimli dönüşümlü sihirli merkezler ama hikayeyi bilmek de bu merkezleri dengelemiyor. Bedenimizde omurga hattı boyunca gözle görülmeyen böyle en az 7 bilge merkez var bunlara çakra diyebiliriz aslında enerji merkezi deniyor kendilerine. Bunları bilmek zihinsel anlamda iyi hissettiriyor ama dengelemek için zihin, beden, duygu, ruhsal, enerji bedenlerde çalışma yapmak lazım. Tabi ki bunları hiç bilmeyip bence denge içinde yaşayanlar da var. Hem bilip hem denge içinde olmak muhteşem olur. Aslında öğrenip uygulamaya çalışmak en güzeli olur benim gibiyseniz. Zor mu aslında değil, kolay mı tabi ki hayır :) Ben de uğraşıyorum.
Çakralar hakkında daha öğrenmek istiyorum diyorsanız kesinlikle hemen alın diyeceğim bir kitap. Tüm bilgileri düzenli, anlaşılır çok detaylı anlatılmış. Bana göre okuduğum anlatımını en net kitaplardan birisi. Bolca hayatlardan örnekler verilmiş. Konu kafamda çok iyi oturdu. Bu kitap her zaman dönüp bakacağım bilgilerle dolu çünkü çakralar konusu benim ilgimi çekiyor. Enerji beden konusu çok ama çok ilgimi çekiyor. Çünkü düşünce ve enerji aynı hatta siz düşünce boyutunda kirlenince enerji boyutu da kirleniyor ama bu kirliliği görmeye gözlerimizin frekans aralığı yeterli gelmiyor. Biz bu enerji boyutu sürekli, her gün, yıllarca kirlenip orda bir hastalık ve ya sorun oluşunca görüyoruz. Örneğin :hastalılar, ilişkilerimizdeki kronik durumlar, tavırlarımızdaki aşırılıklar artık başa çıkılmaz hale gelince biz evet burada sorun var demeye başlıyoruz. Aslında o çok çok önce başladı ama bunu fark etmek için mindfullness bilinci lazım ki daha düşünce boyutunda yakalayalım ve beslemeyelim o kalıpları. Enerjimizi düşürmeyelim felan falan. Tavsiye ediyorum. Emeğinize sağlık @sacredcenters bu kitabı okumama vesile olan Devrim Hocama da @devrimakkaya.yoga çok teşekkür ederim. #Çakralar

Doğumun Bilgeliği - Başak Kutlu Atay


 “Hepimiz kendi mayamızda o an için yapabileceğimizin en iyisini yapıyoruz. Mükemmel annelik diye birşey yok. Çabası ise yıpratıcı, hem çocuk hem anne için. Güvenli bir ilişki olduktan sonra çoğu hatanın telafisi mümkün. Çocuğuma verebileceğim en güzel hediye bu. Mükemmel olacağına sahici olsun, iyi olacağına tam olsun. Çocuğumla ilişkimi görmek, anlamak için bakacağım yer ise yine kendi içim. 
Yolculuk her daim içe doğru.” şeklinde anlamlı cümlelerle noktalıyor Başak Kutlu Atay kitabın sonunu. Ben #HamileYogası eğitimini alınca bu kitap ilgimi çekti ve resmen çekildim kitaba, iyiki diyorum okumuşum bu kitabı. Türkiye’de böyle sorgulayıcı, araştırmacı insanların varlığını hissetmek bana güç veriyor. 
Kitap resmen emek emek yazılmış, dantel gibi özenle işlenmiş her cümlesi. Nasıl mı anladım siz okusanız siz de anlarsınız.
😊
Doğal doğumun desteklenmesi gereken bu dönemde hamilelik tüm süreçleri ve detayları ile o kadar iyi anlatılmış ki hamileler için resmen rehber niteliğinde. 
Tüm süreçlerde kadının aktif olabileceği, kendisini her sürece hazırlayabileceği, bedeniyle, bebeğiyle bağını güçlendirebileceği, hatta dişi enerjisine daha da bağlanabileceği bu dönem, özellikle yurtdışı kaynak ve araştırmaların ışığında detaylanmış, yorumlanmış. Anlatımı o kadar sürükleyici, açıklayıcı ve ikna edici ki hamileyken daha da güçlü ve desteklenmiş hissedebilirsiniz bu kitabı okuyunca.
Bu kitabı özel yapan bir diğer şeyde tüm kitaplarının özenle seçilerek yayınlandığı 
@kuraldisiakademi yayıncılıktan çıkması 🙏🏻☺️ Tüm hamilelere şiddetle okumaları tavsiye ediyorum. Emeğinize ve bilgeliğinize sağlık @dogumunbilgeliği #Kitap#kitabımyanımdaolsunyeter#güzelbirkitapdaha 
#kitapsevgisi #doğumunbilgeliği#başakkutluatay @dogumunbilgeligi