1 Nisan 2017 Cumartesi

Korku Hissediyorum ve Cesaretle Ona Doğru Adım Atıyorum


Düşünüyorum da neyden korkuysam başıma geldi bir de korktuğum başıma geldiğinde bazen korkumun beni boşuna yiyip bitirdiğini ve korktuğum olayın o kadar da acıtmadığını fark ettim. O zaman korku duygusunun faydası nee yaa!! diye düşünmeye başladım ve sonunda buldum. Korkunun bir uyar
Korkuyu hissediyorum ve cesaretle ona doğru adım atıyorum.
ıcı duygu olduğunu anladım Yani önce korkuyu hissediyorum, sonra ortada bir durum var ve  korktuğum olay başıma gelecek, kaçış yok   diyorum. Dolayısı ile tedbirlerimi almaya başlamam gerektiğini anlıyorum ve yavaş yavaş korktuğum olay ile ilgili cesur, ufak adımlar atıyorum (korksam da) Çünkü korkarak durduğum yerde sadece onu büyütüyorum. Korku enerjisini onun üzerinden gelmek için kullanma kararı aldım yoksa o benim enerjimi çalarak beni zayıflatacak ve karşımda güçlenecek. Enerjimi ona vermeyeceğim kesin kararlıyım!!
Korku duygusuna, beni önceden uyardığı ve beni karanlık taraflarımla yüzleştirdiği için teşekkür ediyorum  ve cesarete hoşgeldin diyorum.

Sultan Öztoprak
15.01.2016

2 Şubat 2016 Salı

Girişimcilik Tutkusu, Küçük İşletmeler Niçin Batar, Nasıl Büyür - Micheal E. Gerber


Küçük işletmelerin işleyişi, nasıl büyüyebileceği ve batmalarındaki temel sebepler objektif ve profesyonel olarak kitapta işleniyor. Satılan üründen ziyade işletmenin sistemi ve işleyişi temel alınıyor. Sistemin nasıl geliştirileceği hakkında çok çarpıcı bilgiler veriliyor. Yaratıcı bir fikir ve tüm detayları ele alınmış bir sistem için başarının kaçınılmaz olduğu gösteriliyor. Her bölümünde örnekler verilerek konu çok net ve anlaşılır olarak ortaya konuluyor. İşinizin içinde değil üstünde çalışmanın ve taktik işlerden arınıp enerjimizi stratejik işlere yönlendirmemiz gerektiği belirtiliyor. Küçük işletmeleri başarıya götürecek tüm stratejiler yani bence altın kurallar anlatılıyor. Bunları temelde nasıl organize edip şirketimize adapte edeceğimiz de ayrıca örnekler ile gösteriliyor. 

Kitabın 9. Bölümden çok kısa bir alıntıyı sizinle paylaşıyorum. 
"Çalışırken işinizin içinde değil, üstünde olun. İşinizde  yoğun üretimi yapılabilecek bir ürünün üretim öncesi prototip modeliymiş gibi çalışın. İşinizi kendinizden farklı bir şey, apayrı bir dünya, gayretlerinizin ürünü, çok özel bir ihtiyacı karşılamak üzere tasarlanmış bir makine, size daha çok hayat verecek bir mekanizma, iç içe geçmiş parçalardan oluşan bir sistem bir un paketi, bir konserve kutusu, müşterilerinizin bastırılmış ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaratılmış bir şey, tamamen farklı bir yer gibi, herhangi birinin problemine bulunan bir çözüm gibi düşünün. İşinizi bir görev gibi düşünün.
Çalışırken işinizin içinde değil, üstünde olun ve kendinize aşağıdaki soruları sorun.
·         İşimi, kendim olmadan nasıl yürütürüm
·         Elemanlarımı sürekli müdahale etmeye gerek kalmadan nasıl çalıştırabilirim
·         İşimi 5 bin defa çoğaltılabilecek, dolayısı ile 5 bininci birimin ilki kadar düzgün işleyebileceği biçimde nasıl sistemleştirebilirim.
·         Nasıl hem kendi işimin sahibi, hem de ondan özgür olabilirim?
·         Zamanımı nasıl yapmak zorunda olduğum değil de, sevdiğim işleri yaparak geçirebilirim?
Bu soruları kendinize sorarsanız, eninde sonunda asıl problem ile yüz yüze gelirsiniz. Cevapları bilmiyorsunuz!
Zaten problem de buradadır!
Fakat artık daha farklı olmalı. Çünkü şimdi bilmediğinizi biliyorsunuz. Problemi tüm boyutları ile göğüslemeye hazırsınız. Problem işiniz değil, zaten de hiç olmadı.
Problem Sizsiniz. 
 Her zamanda da sizdiniz ve daima siz olacaksınız. Yani siz değişinceye kadar…”

 
Kitap adı: Girişimcilik Tutkusu Küçük İşletmeler Niçin Batar, Nasıl Büyür 
Yazar adı: Micheal E. Gerber

15 Ocak 2016 Cuma

Korku Hissediyorum ve Cesaretle Ona Doğru Adım Atıyorum


Korku Hissediyorum ve Cesaretle Ona Doğru Adım Atıyorum

Düşünüyorum da neyden korkuysam başıma geldi bir de korktuğum başıma geldiğinde bazen korkumun beni boşuna yiyip bitirdiğini ve korktuğum olayın o kadar da acıtmadığını fark ettim. O zaman korku duygusunun faydası nee yaa!! diye düşünmeye başladım ve sonunda buldum. Korkunun bir uyarıcı duygu olduğunu anladım Yani önce korkuyu hissediyorum, sonra ortada bir durum var ve  korktuğum olay başıma gelecek, kaçış yok :)  diyorum. Dolayısı ile tedbirlerimi almaya başlamam gerektiğini anlıyorum ve yavaş yavaş korktuğum olay ile ilgili cesur, ufak adımlar atıyorum (korksam da) Çünkü korkarak durduğum yerde sadece onu büyütüyorum. Korku enerjisini onun üzerinden gelmek için kullanma kararı aldım yoksa o benim enerjimi çalarak beni zayıflatacak ve karşımda güçlenecek. Enerjimi ona vermeyeceğim kesin kararlıyım!!
Korkuyu hissediyorum ve cesaretle ona doğru adım atıyorum.

Korku duygusuna, beni önceden uyardığı ve beni karanlık taraflarımla yüzleştirdiği için teşekkür ediyorum  ve cesarete hoşgeldin diyorum. :) 

Sultan Öztoprak
15.01.2016

Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey - Amy Morin


   Psikoterapist Amy Morin'in kaleme aldığı 'Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey' isimli kitabı, hedeflerine veya amaçlarına giden yolda sürekli aynı zihinsel veya duygusal tuzaklara düşen herkese tavsiye ediyorum. Kitapta araştırma sonuçlarına dayalı olarak en sık yapılan tuzaklar anlatılmış. Ben kendimle ilgili geçmişte yaptığım şimdi geliştirdiğimi düşündüğüm ve geliştirmem gereken kısımları saptadım. Bu tuzaklar gerçek hayat hikayeleriyle çok net bir şekilde analiz edilmiş. Bir yerlerde sizde böyle kısır döngüler yaşıyorsanız kendinizi bu hikayelerde bulabilirsiniz.
Fiziksel görünüşümüz için nasıl egzersiz yapıyorsak, çalışma hayatında başarılı olmak için nasıl çalışıyorsak, hayat kalitemizi arttırmak ve zor zamanlarımızı sağlıklı bir şekilde geçirmek için zihinsel olarak da güçlenmeliyiz. Burada belirtilen 13 düşünce biçiminden uzak durarak hayatımıza yenilik ve dönüşüm katabiliriz. Bir kaç tane tuzağı aşağıda veriyorum ancak mesele detaylarda gizli ️ 1. Kendilerine acımayla zaman geçirmezler 2. Dizginleri elinde olmayan şeylere odaklanmazlar 3. Herkesin hoşuna giyme kaygısı duymazlar 4. Geçmişte takılıp kalmazlar 5. Bir başlarına zaman geçirmekten korkmazlar 6. İlk başarısızlığın ardından pes etmezler ...........
Devamı kitapta :))
Amy Morin: "Bugün dünden daha iyi olmaya gayret eden herkese"

Kitap adı: Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey
Yazar adı: Amy Morin 

Bir Ağız İki Kulak - Dinlemeyi Bildiğinde Konuşmayı da Öğrenirsin - Thich Nhat Nanh


Bu kitap bendeki "iletişim" kavramına yepyeni tanımlar ve bilgiler getirdi. Herkese tavsiye ediyorum. Hele de iletişim ve ilişkilerinde sorun yaşayanlara. Kitaptan beğendiğim bazı alıntılar. "Şefkatli iletişim, karşılıklı anlayışın ve değişimin olağanüstü güçlü bir yoludur. En iyi iletişim önce kendimizle olan iletişimle başlar. Farkındalıkla nefes ve kendimize derin kulak vermekle devam eder."
"Başkalarıyla anlaşılmak ve anlamak için iletişim kurarız. Etkili ve gerçek iletişimin iki anahtarı vardır. İlki can kulağıyla dinlemek ikincisi de sevecen konuşmadır.  Karşımızdakini merhametle ve can kulağıyla dinlemeliyiz. Sözünü bitirene, rahatlayana kadar onu düzeltmemeli ve onun sözünü kesmemeliyiz ve sevgi dili, şefkatle yaklaşarak konuşmalıyız.
Her insan, hayvan iletişim halindedir. Genelde "iletişim" derken aklımıza gelen konuşur, yazarken kullandığımız sözcüklerdir. Fakat beden dilimiz, yüz ifadelerimiz, sesimizin tonu, bedensel hareket, hatta düşüncelerimizdir (niyetlerimiz) iletişim yollarımızdır. Gün boyu düşünce, konuşma ve eylem enerjileri üretiriz. Her an kendimizle ve başkalarıyla iletişim içindeyiz. Siz eyleminizsiniz, yaptığınızsınız, yalnızca bedenle değil, sözleriniz ve zihnimizdeki düşüncelerle.
Düşünme eylemin ilk türüdür somut olarak göremeseniz de güçlü bir enerji olarak oradadır. Düşünme sizi yıkıcı şeyler söylemeye itebilir ya da büyük sevgi yaratabilir. Her düşünce er geç bir meyve verecektir.
Eylemin ikinci biçimi olan konuşma şifa verip özgürleştirebilir ya da yıkım ve acıya yol açabilir. Konuşmamızın ve yazmamızın da iletişimimizde muazzam etkisi vardır. Şefkatle ve anlayışla konuşur, yazarsak kendimizi bedenimizi ve zihnimizi harika hissederiz.
Eylemin üçüncü biçimi bedensel harekettir. Beden dilimizle (sıkılı yumruklar ya da açık kollar) iletişim kurduğumuz kadar daha geniş çaplı hareketlerimizle de kurarız. (Nerede boy göstereceğimizin, günümüzü nasıl geçireceğimizin ve diğerlerine nasıl davranacağımızın seçimi)."
"Söyleyip yaptığımız herşey imzamızı taşır. İletişimimizden sorumluyuz. Fransız düşünür Jean-Paul Satre, "insan, eylemlerinin toplamıdır" demiş. Hayatlarımızın değeri düşüncemizin, konuşmamızın ve eylemimizin niteliğine bağlıdır.  Düşündüğümüz, konuştuğumuz, hareket ettiğimizde yaratırız ve yaratıklarımız içinde var oluruz. Bu, varlığımızın sonucudur. Kurduğumuz iletişimler fiziksel bedenlerimizin artık hayatta olmayışıyla birlikte yitip gitmez. Düşüncemizin, konuşmamız ve fiziksel hareketlerimizin etkisi evrene doğru dalga dalga yayılmaya devam edecektir. Şu bedenimiz ister daha burada olsun ister toprağa karışmış, eylemlerimiz sürer."

Kitap adı: Bir Ağız İki Kulak - Dinlemeyi bildiğinde konuşmayı da öğrenirsin
Yazar adı: Thich Nhat Nanh


22 Mart 2015 Pazar

Bağlanmanın Beş Seviyesi - Don Miguel Ruiz


Modern Dünya için Toltek bilgesi ve Toltek Dönüşüm ustası olan Don Miguel Ruiz Jr., kitapta bugüne kadar öğrendiğimiz kalıplaşmış bilgilerin, sorgulamasızca oluşan bağlılıklarımızın ve inanç sistemimizin nasıl hayatımızı şekillendirdiğini çok akıcı ve gerçekçi şekilde ifade etmektedir.
Bağlılık seviyelerini ise beş seviyede açıklamaktadır. Bu beş seviyede yaşamın içinden çok güzel benzetmeleri ile anlatmaktadır. Bu bağlılık seviyelerinin birinde kendinizi bulacağınıza inanıyorum ki bulunduğunuz bu seviyenin ardında yatan sebeplerin de farkına vararak ve bunlardan özgürleşmek için gerekli adımları da atıyor olacaksınız.

İlk seviye: Öz benlik
"Bilgi mi seni yönetiyor, sen mi bilgiyi?
Varlığını varlığıma borçlu olan bilgim ne olursa olsun, ben canlı bir varlığım."

İkinci seviye: Tercih
"Bilgi mi seni yönetiyor, sen mi bilgiyi?
Bilgiyi hayattaki tercihlerimi yapmak için kullanırım."

Üçüncü seviye: Kimlik  
"Bilgi mi seni yönetiyor, sen mi bilgiyi?
Bilgimi dünyayı görmede ve anlamada kullanmakla birlikte kendimi onunla özdeşleştiririm."

Dördüncü seviye: İçselleştirme  
"Bilgi mi seni yönetiyor, sen mi bilgiyi?
Bilgim biçimindeki kimliğim, hayatımı nasıl yaşayacağıma ilişkin kuralları koyar."

Beşinci seviye: Fanatizm
"Bilgi mi seni yönetiyor, sen mi bilgiyi?
Bilgim her bir hareketimi kontrolü altında tutar."

Bölüm 13 -Bağlılıkların Çatışmadaki Rolünü Görmek
"...
Kendimiz ya da inançlarımızı başkaları ve onların görüşlerine karşı savunmamız gerekmiyor. tek gereksindiğimiz özsaygı. Kendimize saygı duyduğumuzda başkalarının söyleyip yaptıklarını üzerimize almayız. Başka birinin hareketlerini kişisel bir hareket olarak algılama cazibesine kapılırsak onların anlaşmasına evet diyerek kendimize saygımızı yitiririz. Bir kez bunu yaptığımızda bu inanca bağlılık, savunmadan saldırıya geçmemizi gerektirir. Bir anda kurbandan saldırgana geçeriz bu da yepyeni bir dizi sonuca yol açacaktır. Söz ve davranışları üzerimize almayarak kişisel önem duygusuna boyun eğmez , böylelikle de kararlarımızda  sorunları daha da çetrefil hale getirmek yerine çözebilecek karşılıklı saygıyı temel alabiliriz.
..."

Kitap adı: Bağlanmanın Beş Seviyesi
Yazar adı:  Don Miguel Ruiz

Ustaca Sevmek - Don Miguel Ruiz


Yazar, korku ve ehlileştirme ile her birimizin kendiniz için kişisel düş içinde yaşadığını aktarıyor. Bizden önceki insanlar büyük bir düş yaratmış. Dış düş veya gezegen düşü milyonların ortak düşüdür. Büyük düş bütün toplum kurallarını, yasalarını, dinlerini, farklı kültür ve varoluş biçimlerini ele alır. Zihnimizde saklı bütün bu bilgiler kafamızın içinde aynı anda konuşan ses gibidir. 
Gerçek biz,  saf sevgidir, yaşamdır. Gerçeğin bizim düşümüz ile hiç bir ilgisi yoktur. Yaşamımız,  kişisel düşümüzün ifadesidir. Kendi düşümüzün ustası olmalıyız. Kitap koşulsuz sevginin gücünü keşfetmemizi ve korkunun yaşamımıza nasıl olumsuz yön verdiğini anlamamızı sağlayacak harika bir kitap. 
Kitap, bakış açınıza çok yön katacak dolu dolu bir kitap. İnanılmaz akıcı bir okunuşta hemen bitiyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. 

Ustaca Sevmek - Bölüm 4 Sevgi Yolu Korku Yolu'dan alıntı.. 
"Sevgi her zaman incedir. Korkuysa hep kaba. Korkuyla hareket ettiğimizde yaşamımız zorunluluklar, beklentiler, saygısızlık, sorumluluktan kaçınma ve acımayla dolar. Onca korkunun acısını çekerken nasıl iyi olabiliriz ki? Her şey bize kendimizi kurban gibi hissettirir. Öfke, keder, kıskançlık ya da aldatılmışlık duyguları içinde oluruz. 
Öfke, yüzüne maske geçirmiş korkudan başka bir şey değildir.Korkudan kaygılanıp acı yaratan bu duygularla inceliği ancak taklit edebiliriz. Gerçekte ince değildir tavrımız, çünkü kendimizi iyi, mutlu hissetmeyiz. Sevgi yolunu izliyorsanız hiçbir zorunluluk, beklenti yoktur yaşamınızda. Kendinizi ya da eşiniz için üzülmezsiniz.Sizin için her şey yolundadır, bundan ötürü da yüzünüzden gülümseme eksik olmaz. Kendinizi iyi hissedersiniz ve mutlu olduğunuz için de nazik olursunuz. Sevgi her zaman incedir. İncelik sizi verici kılarak bütün kapıları açar. Sevgi vericidir. Korku bencildir. Korkuda yalnızca ben vardır. Bencillik bütün kapıları kapar. 
Sevgi koşulsuzdur..." 

Kitap adı: Ustaca Sevmek 

Yazar adı: Don Miguel Ruiz

27 Ocak 2015 Salı

Başucu Kitabım: "İnsan Ne ile Yaşar" - Tolstoy

 
Bu kitap benim birinci başucu kitabımdır ve ara ara okurum, bu dünyada sevginin insanları yaşattığını çok güzel bir öykü ile anlatıyor. Herkese bu kitabı okumasını tavsiye ederim.
Kitabın “İnsan Ne ile Yaşar” öyküsünde 3 çözümleme var.
1.       İnsan içinde ne yaşatır?
İnsanın içinde yaşattığı beslediği şey sevgidir.
2.       İnsana verilmeyen şey nedir?
Kendi ihtiyaçlarının bilgisi insana verilmemişti.
3.       İnsan ne için (ile) yaşar?
Tüm insanlar kendilerini düşündüklerinde değil kalplerinde sevgi olduğu için yaşarlar.  

Kitaptan alıntı:
“…. Önceden insanlara yalnızca yaşamalarını istediği için hayat verildiğini sanırdım. Şimdi başka bir şeyi anladım. Anladım ki Tanrı insanların ayrı ayrı değil, birlikte yaşamalarını ister. bu yüzden her birine kendi ihtiyaçlarını vermez, hepsinin ortak ihtiyacı olan şeyi verir. 
Anladım ki, insanlar kendilerini düşünerek yaşadıklarını zannetseler de onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse o Tanrı'da, Tanrı da ondadır. Çünkü Tanrı sevgidir...." 

Kitap adı: İnsan Ne ile Yaşar
Yazar adı: Tolstoy 

Kendine Güven - Peter Lauster

http://mcdn01.gittigidiyor.net/8576/tn50/85765876_tn50_0.jpgAlman Psikolog, yazar ve terapist Peter Lauster’in kaleme aldığı “Kendine Güven” isimli kitap kendine güven konusunu sebepleri ve sonuçları ile çok geniş kapsamlı olarak ele alıyor.
Bağımlılıklarımızın, korkularımızın, aşırı uçlu bir çok davranış veya duygularımızın temelinde yatan sebepler çoğunlukla örneklerle açıklanarak verilmiş. Bu örnekler ile çok güzel bağlantılar kurulabiliyor. Kendinizde veya çevrenizde birçok kişideki sorunların temelini de anlayabiliyorsunuz. Bu çözümlemeyi yapmak bile sizi kendinize ve çevrenizdeki kişileri daha iyi analiz etmenizi sağlıyor. Bu yüksek özgüven oluşturmanızın başlangıç adımıdır. Akabinde durum analizi, etkinlik ve kendini sorgulama ile yüksek özgüven oluşumu konusunda harekete geçmiş olacaksınız. Kitapta özgüven oluşumu için en son ve en zor adımın ise bilincin şimdiye değin ki tutumunun değişmesi olduğunu belirtiyor ki bunun içinde kendinize güveninizi arttırma programını oluşturmanız gerektiği belirtiliyor.
Kitabın önsözünden bir alıntı:
“….
Yaşamı boyunca ne denli başarısızlığa uğrarsa insan, o denli daha az güvenir kendine ve o denli daha korkak olur. Davranış araştırmacıları, insanın bu şekilde “koşullara uyum sağlamaya yöneldiği”ni keşfettiler. Ne var ki bu uyumluluk, onun ruhunda, mantığıyla hiç de uyuşmayan süreçler gelişmesi demektir. İnsan gerçi uygun bir yaşam sürdürdüğüne inanır ama bu bir yanılgıdan başka bir şey değildir. Halbuki o asıl, ruhunda bilinmedik güçler tarafından “yaşatılmakta”dır. İnsan eğer bu bağlantıları tanıyabilirse gelecekte kendini olsun birlikte yaşadığı insanları olsun daha iyi anlayabilecektir. Kendine güveni arttırmak için, bu kitabın okuyucusu edilgen biçimde okumakla yetinmemeli, okuduğu parçalar sayesinde üstün bir özgüvenin “kanat çırparak üstüne konacağı”nı ve bir daha da ayrılmayacağını beklememelidir. Kendi de etkin olmalı ve kitabın yarattığı düşünce kıvılcımlarını, yaşamında ateşe dönüştürmeli yani yarattığımız düşünceleri  yaşama geçirmeye çalışmalıdır….”

Kitap adı: Kendine Güven
Yazar adı: Peter Lauster