18 Eylül 2014 Perşembe

"Başkaları Ne Der" Girdabından "Dört Anlaşma -Don Miguel Ruiz" Kitabı ile Kurtarın!


Son dönemlerde okuduğum ve çok keyif aldığım bir kitabı sizinle paylaşmak istiyorum. Kitapta, gereksiz varsayımlara, başkalarının ne düşündüğüne neden takılmamamız gerektiği çok güzel bir şekilde anlatılmış. Kitabın içeriği özetle şu şekilde. Şimdiye kadar kendimizle, ailemizle, arkadaşlarınız ve toplumla kendimizi kısıtlayan, daraltan,  kıyaslayan ayrıca inanç, duygu ve  özgürlüğümüze ve düşüncelerimize yön verecek çok fazla anlaşma yaptığımızı ve bu anlaşmaların çoğunu ise farkında olmadan yaptığımızı anlatıyor. Özgürlüğümüzü kısıtlayan tüm bu anlaşmalardan vazgeçip kendimizle aşağıda çok özetle bahsedilen dört anlaşma yapmamızı ve hayatımızın kontrolünü ele alarak, hayattan keyif alıp, mutlu ve sağlıklı ilişkiler kurabileceğimizi anlatıyor. Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.  

Aşağıda yazılanlar "Dört anlaşma" isimli kitaptan alıntıdır.
" DÖRT ANLAŞMA:
1.Kullandığın Sözcükleri Özenle Seç - Sözler sizin yaratma gücünüzdür. Yaratıcı gücünüzü sözle ifade edersiniz. Hangi dili konuşursanız konuşun, niyetiniz söz aracılığı ile ifade bulur. Söz sadece bir ses ya da yazı sembolü değildir. Söz, güçtür; kendinizi ifade etme ve iletişim kurma gücüdür. Sözleriniz arı olması çok önemlidir, ilk Anlaşma "Sözleriniz arı, kusursuz, eksiksiz olmalıdır...........

 2. Hiçbir Şeyi Kişisel Algılama - Kişisel algılamak, ancak söylenen şeye katılmakla mümkündür. Söylenen sözle anlaşma yaptığınız anda, zehir zihninize yayılır ve cehennem rüyasının tutsağı olursunuz. Sizin bu tuzağa düşmenizin nedeni Bireysel önemlilik denilen şeydir. Bireysel önemlilik ya da kişisel algılamak, bencilliğin en üst düzeydeki ifadesidir. Çünkü her şeyin kendimiz ile ilgili olduğunuz varsayarız............

3. Varsayımda Bulunma - Varsayımda bulunmanın problemi, varsayımların gerçek olduğuna inanmanızdır. Onların gerçek olduğuna yemin edebiliriz. Başkalarının neyi düşündüğüne ya da yaptığına dair varsayımlarda bulunuruz. varsayım teorilerimizi kişisel algılarız. Sonrada o kişileri suçlar ve sözlerimizle duygusal zehir saçarak tepki gösteririz...........

4. Daima Yapabildiğinin En İyisini Yap - Bu anlaşma, diğer üç anlaşmanın kalıcı alışkanlığa dönüşmesini sağlayan anlaşmadır. Yapabildiğinizin en iyisini yapmakla yaşamı dolu dolu ve yoğun yaşarsınız. Üretken ve kendinize karşı iyi olursunuz. Çünkü kendinizi, ailenize, topluma, her şeye en iyi şekilde verirsiniz. Aksiyonun kendisi size yoğun mutlu duygular yaşatacaktır.
Yapabildiğinizin en iyisini yaptığınızda sözlerinizi özensiz kullanma, kişisel algılama ve varsayımlarda bulunma alışkanlıklarınız gittikçe zayıflayacak ve seyrekleşecektir. Kendinizi yargılamaya, suçluluk duymaya ya da cezalandırmaya ihtiyaç duymayacaksınız.

Dört Anlaşma ile yaşamınızın kontrolü yüzde yüz sizin elinizde, sizin yönetiminizde olacaktır. Dört Anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Bu cehennemi, cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal rüyayı, bireysel cennete çevirme ustalığıdır."

Kitapta beğendiğim bir cümle var onu da paylaşmak istiyorum.
"Duygular, insanların davranışlarını yönettiğinde, insan duygularını yönetemez hale gelir."

Anlaşmalarına uyma konusunda hepinize başarılar dilerim. Kendi hayat hikayenizin yazarı olmak anlaşmalara bilinçli bir şekilde imza atmanız dileği ile :).

Kitap adı: Dört Anlaşma
Yazar adı: Don Miguel Ruiz

19 Şubat 2014 Çarşamba

Altın Kurallarım


* Kimsenin kalbini kırma
* Dürüst ol
* Herşeyi paylaş
* Haksızlığa uğradığında küsme, kızma
* Affet, unut vicdan azabından iyidir.
* Olduğun gibi değerlisin, yeterlisin ve güzelsin
* Rahat ol, her insan özel, eşsiz ve değerlidir.
* Daha güzel, akıllı, zeki, yetenekli, uzun, kurnaz..vb olma sadece sevgi dolu bir kalbin olsun
* Almak için verme
* Kimsenin yüzüne söylemediğin sözleri arkasından konuşma
* Umutlarından vazgeçme
* Korkudan korkma...Korktuğun şeyi yap
* "Bugün ağlıyorsan, yarın güleceksin" Bunu unutma
* Gönlünden geçen kadar ver
* Kimseyi kıskanma, o kişi hakkında bilmediğin çok şey vardır.
* İstediğini yap, istemediğini yapma
* Başkası istiyor diye istemediğin bir şeyi yapma
* Bil ki nötr olmak için bile her artı karşılığı bir eksiye gerek vardır.
* Önemli olan önce niyettir.

Sultan Öztoprak 
19.02.2014 

11 Eylül 2013 Çarşamba

Yaşamla Dans Et - Mükemmeliyet - Korkuyu Hissedin ve Yine de Yapmayın! - Susan Jeffers

 

Mükemmellik hakkında çok hoşuma giden bu yazı Susan Jeffers’ın “Yaşamla Dans Et” isimli kitabının “Korkuyu hisset ve yine de yap” başlıklı bölümden alıntıdır. Bu kitabı korkularının, bağımlılıklarının üzerine gitmek, yaşamla barışık bir hayat yaşamak isteyen ve mücadele etmekten yorulan herkese şiddetle okumasını tavsiye ederim.  

Susan Jeffers’ın “Yaşamla Dans Et” isimli kitabının “Korkuyu hisset ve yine de yap” başlıklı bölümden alıntı: “….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….

 Mükemmel olma ihtiyacını Bırakın

Mükemmeliyet, insanı çıldırtan başka bir bağımlılıktır. Bedenlerimiz mükemmel olmalı. İşteki performansımız mükemmel olmalı. Mükemmel anne ya da babalar olmalıyız. Partiyi mükemmel biçimde planlamalıyız. Evlerimizdeki temizlik mükemmel olmalı. Ve saire ve sair ve saire

Peki yine de mükemmel misiniz? Ben de değilim! Hiç-bir zaman da olamayacağız. Hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapan insanoğullarıyız. Ve İnsanoğulları mükemmel olmak üzere doğmamışlardır.

Öğrenmek, büyümek, yayılmak, sevmek, yaratmak, zevk almak, kendimiz dahil her şeydeki güzelliği görmek için doğduk. Ama mükemmel olmak için doğmadık.!
….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….

Mükemmeliyete olan bağımlılığın bu derece yıpratıcı olmasının nedeni, özdeğerimizin performansla ölçülmesidir. Ancak, hiç kimse mükemmel olmadığından, mükemmeliyet aracılığıyla özdeğere ulaşmak imkansızdır. Korkarım yanlış duvara yaşlanmış başka bir merdiveni ortaya çıkarmaktayım.”
….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….

Anlayınız ki, yeterince iyi olduğunuzun ve çabalarınızın sonuçlarının yeterince iyi olduğunun farkına varmanız, dağınık ve umursamaz olmanız için bahane değildir. Yeterince iyi olduğumuzu anlamamız, hayatta yaptığımız her şey de sevgi dolu bir çaba göstermemize hizmet eder. Ama bu sevgi dolu bir çaba, mükemmeliyete olan bağımlılıktan tümüyle ayrı tutulmalıdır.

Başarı ve tatmin duyguları mükemmel olmak için ölesiye çırpınmaktan kaynaklanmaz. Bu duygular iç gücümüzü, güzelliği ve sevgiyi yaratıcı, enginleştirici, olumlu ve sevgi dolu bir şekilde kullanma sürecinden kaynaklanır.

Mükemmel olma ihtiyacı, hayatın tam anlamıyla tadına varmamızda yolumuzu başka bir zorluk daha çıkarır: Daha önce denemediğimiz bir şeyi, yeterince iyi olmamamızdan korkarak yapmaktan kaçınırız.
….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….

Bizlere teşebbüs ettiğimiz her şeyde mükemmele ulaşmamız gerektiği öğretildi. Kendimizi gülünç bir duruma sokmaktan korkarız. Bu nedenle, bir işi gerçekten iyi yapamıyorsak iyi vakit geçiremeyiz. Veya bu işi yapmaktan tamamen kaçınırız. Bunun önüne görmek için kendi  kendimize devamlı şunu tekrarlamalıyız:

            Amacımız mükemmeliyete ulaşmak değil, keyif almaktır!
Eğer yapmaya değiyor ise ve yaparken de çok güzel vakit geçiriyorsanız, bu işi iyi yapıp yapmadığınız kimi ilgilendirir?
Dolayısı ile görüyorsunuz ki mücadeleyi bırakıp yaşamla dans edebilmek için amacımız mükemmeliyet değil, keyif almak olmalıdır.
….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….………."
Bağımlılıklarla başa çıkmanın yöntemlerini kitapta detaylı bir şekilde bulabilirsiniz. J
Kitap adı: Yaşamla Dans Et
Yazar adı: Susan Jeffers

Yaşamla Dans Et - İşkoliklik - Korkuyu Hissedin ama Yine de Yapmayın! - Susan Jeffers


İşkoliklik hakkında çok hoşuma giden bu yazı Susan Jeffers’ın “Yaşamla Dans Et” isimli kitabının “Korkuyu hisset ve yine de yap” başlıklı bölümden alıntıdır. Bu kitabı korkularının üzerine gitmek, yaşamla barışık bir hayat yaşamak isteyen ve mücadele etmekten yorulan herkese şiddetle okumasını tavsiye ederim.  

Susan Jeffers’ın “Yaşamla Dans Et” isimli kitabının “Korkuyu hisset ve yine de yap” başlıklı bölümden alıntı: “….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….

Çalışma bağımlılığını Bırakın:
Burada kullanılan işkoliklik, zengin ve dengeli bir yaşam pahasına, takıntılı bir şekilde bir şeylerle meşgul olma ihtiyacıdır. İşkoliklik, sadece fiili iş gücünde çalışanları değil, hiçbir zaman yeterince çalışmadıklarını düşünen evde oturan kişileri, hobileri üzerinde “Çalışmak” için her sabah zorla saat altıda uyanan emeklileri, tatilde gibi gibi gözüküp akıllarını işten alamayan veya bu çok değerli birkaç özgürlük gününe her şeyi sokuşturmak için zorlanan kişileri ve “daha çok – daha iyi - en iyi” sendromuna yönelmiş herkesi kapsamaktadır.
 Neden işkolik hale geliri?

-          Bazılarımız hayatta başarılı olmak için çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak gerektiğine inanır. Hayatta başarılı olup işkolik olmayan pek çok örnek vardır

-          Bazılarımız işkolikliğin iş hayatında iyi uygulamalara götürdüğüne inanırlar. Yine de araştırmalara göre, baskıcı, kapalı bir şekilde yoğunlaşmış, rekabetçi, gergin bireylerin ağaçlar yüzünden ormanı görmediklerini ortaya koymaktadırlar.

-          Bazılarımız ailemizin geçimlerini sağlamak için işkolik olmamız gerektiğine inanır. Ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu çalışan insanları işkolik olarak niteleyemeyiz. Bir işkolik yeterince parası olsa dahi çalışmaya meyillidir.

-          Bazılarımız “düzgün bir ev” idare etmek için işkolik olmamız gerektiğine inanır. Düzgün bir ev, her şeyin tertemiz olduğu ve katı bir şekilde yönetildiği bir ev midir, yoksa her şeyi kontrol etme ihtiyacı duymayan rahat bir insanın kolaylık, yumuşaklık, kabullenme ve huzur yeri midir?

Aslında, bireylerin neden işkolik olduklarını açıklayan popüler, ancak hatalı daha pek çok sebep saymaya devam edebiliri. Ancak kişilerin neden işkolik olduklarını açıklayan gerçek sebeplere değinmeme izin verin. Gördüğüm kadarı ile,

      İşkoliklik, bir saplantı. Bir kaçış. İşkoliklik, içimizdeki acı, yoğun boşluk duygumuz, özdeğer eksikliğimiz, kimlik ihtiyacımız, “daha çok – daha iyi – en iyi”ye yönelişimiz, anlamlı insan ilişkilerine sahip olmayışımız,  Yeterince sahip olmama, ya da yeterince iyi olmama korkumuzla yüz yüze gelmemek için başka bir yola sapmamıza izin vermektedir. 

Bunu tekrar okuyun. Kaçmak istememize şaşmamak gerek! Olduğundan daha anlamlı bir yaşam için duyduğumuz arzuyu maskelemek istememize de şaşamamak gerekir. Yüzeyin altında ne kadar şiddetli bir burgaç yatmakta! Biz işkolikler işimizle boğulmadığımız zaman, “Her an bir şey yapmakla meşgul değilsem, ben kimim, ben neyim, neden benim?” şeklinde kendi kendimize soru sormak zorunda kalırız ve ne yazıktır ki, bu derin sorulara verilecek cevabı araştırmaktan çok korkarız. Bu durumun bir sonucu olarak, hiçbir zaman benliğimizin kullanmadığımız parçalarının gizemini, harikalığını ve enginliğini görme şansımız olmaz. Bunun yerine, edilecek telefonlar, buluşulacak insanlar, tamamlanacak projeler… meşgul, meşgul, meşgul
       ……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….

 Bu dalgalı suları nasıl sakinleştirebiliriz? Kendimizi huzur içinde hissetmeyi nasıl öğrenebiliriz? Kendimizi çalışma bağımlılığımızdan çekip kurtarmamız için atabileceğimiz adımlar nelerdir? Daha önce belirttiğim gibi, her türlü bağımlılığın tedavisi, kendimizi alt benliğin bataklığından çıkarıp, üst benliğimiz içindeki huzur yerini bulmaktır.
      ……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….……….”

Bağımlılıkla başa çıkmanın yöntemlerini kitapta detaylı bir şekilde bulabilirsiniz. J

Kitap adı: Yaşamla Dans Et 
Yazar adı:  Susan Jeffers

8 Eylül 2013 Pazar

İletişim Sanatı - Sam Horn / “Tongue Fu – Sözlü Dövüş Sanatı-“


İnsanlar Arası İletişimde Huzumeti, Anlaşmazlıkları ve Yanlış Anlamaları Uyuma Dönüştürmek
Sayın Sam Horn’un Kaleme aldığı “Tongue Fu Sözlü Dövüş Sanatı-“ Kitabını herkese okumasını tavsiye ederim.  Aşağıdaki başlıklar ile ilgili davranışlarımız ve düşüncelerimizi yeniden düzenleyebilmemiz olaylara yeni yaklaşım açıları ile bakabilmemizi gerçek örnekler ve ünlü deyişler ile bezeyerek anlattığı kitaptan müthiş destek aldım. 
Sam Horn - “Tongue Fu Sözlü Dövüş Sanatı-“ Kitabı genel içeriği:
Tepki değil, yaklaşım göstermek: Kızgınlığı hızla aşmak, zorlukları nükte ile karşılamak, insanlarla onların dertlerini konuşmak, şikayetleri anında sona erdirmek, münakaşalardan zarif bir şekilde sıyrılmak, oyunun adını koymak, dilinizi tutmak, ne söyleyeceğiniz bilmediğiniz durumları nasıl davranmak, hata değil çözüm bulmak.
Unutulacak Sözler, kullanılacak sözler: Kabul etmek, münakaşa etmemek; Eleştirmenlik değil, koçluk yapmak; emretmek yerine rica etmek; “Yapamam çünkü” engelini kaldırıp atmak, problem’sizleşmek; aşırılığa gitmekten kaçınmak.
Çatışmaları işbirliğine dönüştürmek: Kulak vermek, hayasız davranışa karşı kurallar geliştirme, kavgaları yatıştırma, açık bir kafayla yaklaşmak, kontrolü paylaşmak.
İstediğinizi, ihtiyaç duyduğunuzu ve hak ettiğinizi fazlası ile elde etmek: Muharebelerimizi kendinizin seçmesi, hayır diyebilmek, Ustaca işlerin içinden çıkmak, güven duymak ve öyle davranmak, ikna etmenin beş ilkesi nedir, zorbalardan kopmak, insanlara taze bir başlangıç olanağı vermek, duygularınızın yönetimini üstlenmek, Olumlu bir bakış açısı elde etmek, Nezaketten yaşatmak,
Son söz: Niyetleri eyleme dönüştürmek için yol haritası

Kitap adı: İletişim Sanatı “Tongue Fu – Sözlü Dövüş Sanatı“
Yazar adı:  Sam Horn